Bir zamanlar, Akdeniz’in berrak sularıyla çevrili Demre kasabasında, yıllar önce kaybolmuş bir efsane yaşardı. Bu efsane, Noel Baba’nın gerçek kimliğinin ardındaki gizemi anlatıyordu. Ancak bu hikaye, sadece hediye dağıtan, neşeli bir yaşlı adamın öyküsü değildi. Bu, cesaret, macera ve gerçek iyiliğin izini süren bir kahramanın destanıydı.
Bir kış günü, Demre’de karanlık ve soğuk bir fırtına patlak verdi. Noel Baba, yıllardır Kuzey Kutbu’nda hazırlıklar yaparken, birdenbire Akdeniz’e doğru gidecek bir yolculuk yapmak zorunda olduğunu fark etti. Yıllardır dünyayı sevgiyle saran bu adam, bir zamanlar çok değerli olan eski bir harita bulmuştu. Harita, bir zamanlar Kayalar’da yaşayan antik bir halkın sırrını taşıyordu ve Noel Baba’nın bu sırrı çözmesi gerektiği söyleniyordu.
Harita, Demre’den başlayıp Kaş’a, oradan Fethiye’ye kadar uzanıyordu. Noel Baba, bu yolculukta sadece kendi gücüne değil, aynı zamanda kalbinin derinliklerinden gelen bilgelik ve sevgisine güveniyordu. Çünkü harita, yalnızca kötü kalpli insanlar için tehlikeli olabilecek bir yolculuktu. İyi niyetli olanlar içinse, sırlarını açığa çıkaracaktı.
İlk durakları Demre’di. Kasaba, Noel Baba’yı karşıladı. Ancak, kasabada bir gariplik vardı. Çocuklar kaybolmuş, halk ise huzursuzdu. Noel Baba, hemen kasaba meydanına gitti ve eski dostlarından olan Likya’dan bir kahinle buluştu. Kahin, “Bir zamanlar bu topraklarda sevgi ve iyilikle dolu bir hazine vardı. Ancak hazineyi koruyan kara ruh, bu topraklara musallat oldu. O ruh, Kaş’tan başlayarak, Fethiye’ye kadar her yeri karartmaya çalışacak,” dedi.
Noel Baba, korkusuzca yola koyulmaya karar verdi. Kaş’a doğru ilerlerken, yolun kenarında eski taşlar ve terkedilmiş yapılar görünmeye başladı. Şehirden biraz uzaklaştıklarında, kasvetli bir ormanın derinliklerine girmeleri gerektiğini fark ettiler. Ormanın karanlık, soğuk havası, her adımda biraz daha yoğunlaşıyordu. Ancak Noel Baba ve ekibi, cesaretle ilerledi. Elfleri ve ren geyikleri de ona eşlik ediyordu.
Bir süre sonra, Kaş’a varmışlardı. Burada, kasaba halkı da karanlık ve korku içinde yaşamaya başlamıştı. Bir yıkık tapınağın yanında, Noel Baba eski bir taş levha buldu. Üzerinde, Kayalar’daki antik halkın sırrı yazılıydı. Levhada şöyle yazıyordu:
“Gerçek hazine, sevgiyle yoğrulmuş kalplerde bulunur. O hazineyi bulmak isteyen, kara ruhu yenmeli ve her adımda iyiliği takip etmelidir.”
Bunu okuyan Noel Baba, sırrın bir anlamını kavrayarak Kaş’tan Fethiye’ye doğru yola devam etti. Fethiye’ye vardıklarında, kara ruhun gerçekten ortaya çıktığını gördüler. Kara ruh, tüm kasabaya korku salıyor, halkı birbirine düşürüyordu. Ancak Noel Baba, korkusuzca kara ruha doğru ilerledi.
“Gerçek güç, korkuya teslim olmak değil, korkunun karşısında durabilmektir,” dedi Noel Baba, derin bir nefes alarak. Hızla yanındaki elflere işaret etti ve hepsi bir araya gelip kalplerinde sevgiyi ve umudu taşıyarak kara ruha karşı birleştiler.
Kara ruh, yıllarca kötülükle beslenmişti, ama şimdi, sevgiyi ve iyiliği görebilince zayıflamaya başladı. Noel Baba, ona şöyle dedi: “Bizi korkutamayacaksın, çünkü biz birbirimizi seviyoruz ve bu sevgi seni yok edecek.”
Kara ruh, sonunda kayboldu. Fethiye, yeniden huzur bulmuştu. Kasaba halkı, o günden sonra birbirlerine daha yakın olmaya, sevgiyle yaşamaya başladılar.
Noel Baba, Kayalar’daki antik halkın sırrını çözmüştü. Hazine, her zaman insanların kalplerindeydi. Sevgi ve iyilik, gerçek hazineydi ve Noel Baba, bu öğretiyi tüm dünyaya yaymaya devam etti.
O günden sonra, Demre, Kaş ve Fethiye’de insanlar, her yıl onun gelişiyle birlikte bir kez daha hatırladılar: Gerçek hazine, paylaşılan sevgide ve iyilikteydi.